Yörelerimiz-Danslarımız

  1. EDİRNE
  2. SİLİFKE
  3. ROMAN
  4. KARADENİZ
  5. ÇANAKKALE
  6. ARTVİN
  7. ELAZIĞ
  8. BULGAR DANSLARI
  9. FETHİYE

Edirne Yöresi

Edirne Yöresi Oyunlarının Fotoğraf Galerisi

Yöre Bilgileri

Edirne yöresinde halk oyunları kadın oyunları, erkek oyunları ve karma oyunlar olarak oynanmaktadır. Kadın oyunları, Karşılamalar ve karma oyunlar olmasına rağmen yöremizde daha çok “ Karşılamalar olarak oynanmaktadır. Ve kadın oyunları genellikle sözlü oyunlardır. Yörenin bilinen türkülerinle oynanır ve kadınlar kendileri çalıp söylerler. Erkek oyunları Kabadayı’lar ve Kasaplar olarak oynanır. Erkeklerin karma olarak ta oynandığı oyunlar vardır. Kadınlar ve erkekler birlikte oynadıkları oyunların genel adı “Horo” lardır. Horo “bağ-demet bağı” anlamına gelir. Ayrıca erkelerde kendi aralarında karşılama oynarlar, aralarına kadınlar giremez. Yöremiz oyunları “Karşılamalar” ve “Horo” lar olarak 2 bölümde adlandırılmışlardır ve oyunlarımız genelde 3 bölümden oluşur. Bunlar “Ağırlama”, “Kaldırma” ve “Uğurlama” bölümleridir Uğurlama bölümü finaldir. Oyunlarımız genelde davul tokmağının vurduğu andaki ritmi ayak havada yakalar, yöremizin en belirgin özelliğidir.

Edirne Yöresi Gelenek ve Görenekleri

Gelenek ve göreneklerimiz hukuki yaptırımı olmayan fakat halk arasında yapılması için zorlanan sosyal bir davranış biçimidir. Bu davranışların yapılmaması halinde halk tarafından zorlanarak yapılması için psikolojik ve toplumsal baskı oluşturulur. Kendi içinde töre kadar katı olmasa bile yaptırımı olan geleneksel davranışlar bütünüdür. Bu gelenekler ritüeldir, yani kendi içinde kutsaldır, değiştirilmesine pek müsaade edilmez. Görenekler de, geleneklerden esinlenerek yapılan davranışlar zinciridir. Örneğin Damat tıraşı bir gelenektir. Onun nasıl yapılacağı görenektir. Köyden köye küçük değişiklikler yapılabilir. Gelenek değişmeyen, görenek ise küçük değişiklikler gösteren davranış bütünlüğüdür.
Köylerimizde halen bu gelenekler sürdürülmektedir.

ARET ÇİÇEĞİ : ( AHİRET ÇİÇEĞİ )

Edirne’nin köylerinde 1976 yılına kadar yapılan güzel bir gelenektir. İki genç kız ilkokulu bitirdikten sonra arkadaş olurlar. Bu arkadaşlık o kadar mükemmeldir ki, arkadaşlıklarını daha da kuvvetlendirmek için Aret olurlar.( Trakya’nın köylerinde buna “ARET” denir.) Aret olmak için bütün köye haber salınır, bir gün tespiti yapılır ve o güne kadar Aret olacak kızların
Babaları ve anneleri tüm hazırlıkları yaparlar. Bu hazırlıklar için de şeker, gül suyu, pirinç, et ve basmalar alırlar. Ogün gelince köyün imamını veya köyde kur’an okumasını bilen kişileri çağırırlar. Kur’an lar okunur, yemekler yenir. Genç iki kızı herkesin ortasına çağırırlar ve parmaklarından birer damla kan alınır. Parmaklar birbirlerine bitiştirilir. Bunlar artık kan kardeş olmuşlardır. Biraz zaman geçtikten sonra iki kız aynı renkte, aynı modelde elbiselerini giyerek herkesin ortasına gelirler ve burada bulunan kişilerin ellerini öperek Aret ( Ahiretlik ) olduklarını ilan ederler. Bu bir kutsal olaydır.

İki genç artık birlikte gezerler, birlikte eğlenirler, birlikte çalarlar, birlikte oynarlar. Saçlarının kesimi ya da örümü bile aynıdır. Bunlar öyle akraba olmuşlardır ki kardeşler arası ya da çocukları bile evlenemez, doğacak çocuklar da bunlara Aret ana, kocalarına da Aret baba derler. Bu yapılan olayın en görsel ve en güzel yanı kızlardan birinin evlenirken ötekinin evlenecek olana vereceği Aret çiçeğidir. Bu çiçek ya Çam dır ya da dalları bol olan bir çiçektir. Evlenecek olan kıza öteki Areti hazırlar, çok da güzel süslenir, üzerine bir paket Sigara, tespih, çakmak, emzik, çocuk başlığı, erkek çorabı, çocuk patiği, balon, cep aynası, tarak, kokulu sabun, sakız, elma, portakal, ayva, Aret çiçeğinin etrafını saracak şekilde gelin teli ve kırmızı bir grep ile örterler. Bu çiçek düğünün ikinci günü ( Cumartesi günü ) alınır, çiçeği almak için bütün köylü Aretlik kızın evine giderler, kızın evinde uzun bir süre eğlence yapılır, daha sonra Aret çiçeği ortaya çıkartılır. Köylüler bu çiçeği ağır ağır gelin’in evine götürürler, gelin çiçeği kapıda karşılar ve onu içeriye alır. Bu çiçek Pazar günü gelin’i almaya gelen gelin arabası ile birlikte damat’ın evine götürülür. Bu çiçek bir dostluğun hem de bitmeyen bir dostluğun sembolüdür. Bu olayı diğer kız evlenirken evli de olsa öteki arkadaşına aynısını yapar. Bu sembol ile birlikte çocuklar da bu kişilere ölünceye keder saygı ve sevgide kusur işlemezler. Tam bir akraba olmuşlardır. Kendi aralarında evlilik kesinlikle olmaz ve müsaade edilmez ama yaşanması gereken bu dostluklar ölmemelidir, bunlar fiilen yaşanmalıdır, kalemler de anı olarak kalmamalıdır.

Kaynak İlçe ve köyler: Süloğlu ve Lalapaşa olmak üzere Ömeroba, Süleyman Danişment, Hacı Danişment, Tatarlar, Taşlı Seymen, Domurcalı, Sarı Danişment, Kalkan Söğüt, Kara Hamza ve Çeşme köylerinden alıntılar yapılmıştır.

Kaynak kişi: Zeki DAG

Bunların dışında gelenek olarak yöremizde Damat tıraşı, Kına gecesi, Adım Çöreği töreni, Takı törenleri, Gelin kınasının yıkanması ( Cumalık ) gibi eğlencelerin yapıldığı bilinmektedir.

ARZU İLE KAMBER

Canım Arzu atlandı, buna yürek katlandı
Elimden bir şey gelmez, kalbime ok saplandı.

Turnam yüksekten uçar, yüreğime dert açar
Bize ne oldu Arzu can, Arzu Kamber’den kaçar.

KAZİBEM:

Ağlama Kazibem, sızlama Kazibem tellide gelinsin
Yedi seneye varmadan Kazibem, sen yine benimsin.

Söğütler altında Kazibem haşlama ocağı
Çok atardın moru ya da Kazibem, bulamadın kocayı

GALAMATYA:

Ovaya gel ovaya pancar otu yolmaya,
İstiyorlar sevdiğim seni benden almaya

Ayağında çoraplar kapkara zeytin gibi,
Bırakıp gittin beni babasız yetim gibi

DEBRELİ HASAN:

Drama köprüsünü bre Hasan gecemi geçtin
Ecel şerbetini bre Hasan ölmeden içtin
Anadan babadan bre Hasan nasıl vaz geçtin
At martini Debreli Hasan dağlar inlesin
Drama mahpusunda bre Hasan namın yürüsün.

Edirne Yöresi Kıyafetleri

Kadın Kıyafetleri

Başa takılanlar: Grep, yaşmak, yazma, şarpa ve yemeni.
İçe giyilenler: Bürümcük, İçlik.
Üste giyilenler: Cepken, ( Kollu ve kolsuz ), Libade, palto, ferace.
Bele takılanlar: Yağlık, futa
Alta giyilenler: Şalvar. ( şalvarın içinden uçkur geçer)
Ayağa giyilenler: Çetik, yün çorap, yemeni(ayakkabı)

Erkek Kıyafetleri

Başa takılanlar: Fes, Takke, Kalıpsız Fes.
Boyuna takılanlar: Çevre ( Ter’lik)
İçe giyinenler: İçlik, yakasız yandan düğmeli. ( Gömlek), Camadan ( yelek)
Üste giyinenler: Cepken
Bele takılanlar: Alaca kuşak veya yünden yapılmış düz kuşak, Trabulus kuşağı, Köstek ve Tütün tabakası. Ancak oyunlarımız hızlı oynandığı için köstek, tütün tabakası ve buna benzer malzemeler kullanılmaktadır.
Alta Giyilenler: Potur ( Aba poturu, Rusçuk poturu, Karapınar poturu)
Cepken ve potur aba veya şayak kumaştan yapılır, genellikle renkleri gri, mavi ve devetüyü renklerinden oluşmaktadır. Günlük yaşamda çoğunlukla mavi ve gri renkli poturlar kullanılır, özel günlerde ise devetüyü rengi potur kullanılmıştır.
Ayağa takılanlar: Çarık, Yemeni, Yün çorap ( yün çorap çarıkla birlikte giyilir.) Çorap.

Edirne Yöresi Oyunları

  1. Erkek oyunları: Kabadayı, Yarım Kasap, İstanbul Kasabı, Düz Kasap, Yarım Burgaz, Debreli Hasan ve erkek karşılama oyunları.
  2. Kadın oyunları: Kadın oyunları yörenin bilinen türküleri ile çalınan ve söylenen oyunlardır. Genellikle karşılama olarak oynanır. Yüksek Yüksek Tepelere Ev Kurmasınlar, Sülman Ağa, Kızılcıklar Oldumu, Atlama oyunu, Bağa gider oduna gibi türküler çalınıp söylenen sözlü oyunlardır.
  3. Karma Oyunlar: Selanik, Arzu ile Kamber, Balkan Gaydası, Galamatya (Galamata ), Kazibem, Zigoş, Pomak Gaydası, Fatoş, Gel Seyrek, İstefalka, Tulum

YÖREDE KULLANILAN MÜZİK ALETLERİ:

Meydan sazları: Davul ve Kaba Zurna ( çift davul, çift zurna) Davullar 2 tane olup birine ileri davul diğerine takipçi davul denir. Zurnalar ise biri dem tutarken diğeri melodinin aslını çalıp kendi aralarında ileri zurna, diğerine de demci denir. Ayrıca kadın halk oyunlarında Dare, Tef, Dümbelek ve Zilli maşa kullanılır.

OYUN İSİMLERİ:

  • Erkek oyunları: Kabadayı, Yarım Kasap, İstanbul Kasabı, Düz Kasap, Yarım Burgaz, Debreli ve erkek karşılama oyunları.
  • Kadın oyunları: Kadın oyunları yörenin bilinen türküleri ile çalınan ve söylenen oyunlardır. Genellikle karşılama olarak oynanır. Yüksek Yüksek Tepelere Ev Kurmasınlar, Sülman Ağa, Kızılcıklar oldumu, Atlama oyunu, Bağa gider oduna gibi türküler çalınıp söylenen sözlü oyunlardır.
  • Karma Oyunlar: Selanik, Arzu ile Kamber, Balkan Gaydası, Galamatya (Galamata ), Kazibem, Zigoş, Pomak Gaydası, Fatoş, Gel Seyrek, İstefalka, Tulum

ÖLÇÜLERİNE GÖRE OYUN DÜZÜMÜ:

ERKEK OYUNLARI:

Kabadayı 5/8, ( 3+2) Yarım Kasap 4/4, İstanbul Kasabı 4/4, Düz Kasap 4/4, Yarım Burgaz 4/4, Debreli Hasan 10/8 ( 2+3+2+3) ve erkek karşılamaları çoğunluğu 4/4 olup 9/8 (2+2+2+3) ölçüde oynanan karşılamalarda vardır.

KADIN OYUNLARI:

Yörenin bilinen türküleri ile oynanan kadın oyunları genellikle 9/8 (2+2+2+3) ölçüde olup, bazı oyunlar 4/4 ve 7/8 (3+2+2) olarak oynanır. Örnek: 9/8 ölçüde oynanan oyunlar; “ Yüksek Yüksek tepeler”, “ Kızılcıklar Oldumu”, 4/4 ölçüde oynanan oyunlar; Atlama oyunu, Bağa gider oduna. 7/8 (3+2+2) ölçüde oynanan oyunlar; Galamatya, Sülman Ağa 9/8, (2+2+2+3) vb.

KARMA OYUNLAR:

Selanik 9/8 (2 + 2 + 2 + 3). Arzu ile Kamber 7/8 (3 + 2 + 2). Balkan Gaydası 12/8 (3 + 3 + 3 + 3). Galamatya 7/8 (3 + 2 + 2). Kazibem 9 / 8 (2 + 2 + 2 + 3). Zigoş 9/8 (2 + 2 + 2 + 3). Pomak Gaydası 4/4. Fatoş 10/8 (2 + 3 + 2 + 3). Gel seyrek 7/8 (3 + 2 + 2). İstefalka 7/8 (3 + 2 + 2). Tulum 9/8 (2 + 2 + 2 + 3) düzümlü olarak oynanan oyunlardır.

SÖZLÜ OYUNLAR:

Debreli Hasan 10/8,(2+3+2+3) Kazibem 9/8,(2+2+2+3) , Galamatya 7/8,(3+2+2) Arzu ile Kamber 7/8,(3+2+2) Sülman Aga 9/8, ( 2+2+2+3)

HALK OYUNLARININ OYNANDIĞI KÖYLERİMİZ :

1-KASAP TÜRÜ OYUNLAR: Balkan köyleri Ömeroba, Vaysal, Sarıdanişment, Süleymandanişment, Hacıdanişment,Süleoğlu ve Lalapaşa’nın diğer köyleri.
2-KARŞILAMALAR: Edirne’nin tüm köylerinde yaygın bir şekilde oynanmaktadır.
3-KARMA OYUNLAR: Göçler sırasında gelen göçmenlerin yoğun olduğu Uzunköprü, Keşan,( Mahmut köy, Lalcık)İpsala, Meriç ( Küplü, Subaşı, Kadı Dondurma) köylerinde oynanmaktadır.

SEYİRLİK OYUNLAR

1-Deveci oyunu
2-Leblebici oyunu
3-Karadalak oyunu
4-Deli inek oyunu
5-Köroğlu oyunu
6-Domuzu bataktan çıkarma oyunu
7-Mevlana oyunu

Roman Dansları

Roman Kent Edirne

Kudüs’ü Müslümanlardan kurtarmak için, Avrupa akın akın Orta Doğu’ya doğru giderken bir halk da Avrupa’ya doğru gidiyordu. Avrupalılar bu insanları önce sevdiler ama sonra Türk casusu olabileceklerini düşündüler, kötü davrandılar, dışladılar. Romanlara en büyük kötülüğü yirminci yüzyılda milyonlarca Romanı katleden Naziler yaptı.
Bu ülkede bu insanları yıllarca değişik adlarla anıldı, en çok da Çingene denildi. Çingene sözcüğüne yüklenen kötü anlam ve çağrışımlar nedeniyle onlar artık kendilerine Roman denmesini istiyorlar. Ülkemizde ve yeryüzünde ne kadar Roman olduğunu tam olarak bilinmiyor. Çeşitli kaynaklarda, Dünya’da 5‐11 milyon, Türkiye’de ise 5 yüzbin ‐5 milyon Roman olduğu bildiriliyor. Türkiye Romanlarının çoğu Marmara bölgesinde, özellikle Trakya’da yaşıyor.
Uzun zaman göçebe hayatı yaşayan, mevsimlik tarım işçisi olarak çalışan romanlar, tarımda sanayileşme sonucu yerleşik hayata geçmek zorunda kaldılar. Yerleşik Romanlar daha çok müzisyenlik ve çiçekçilik ile uğraşırlar. Eğitimsizlik ve mesleksizlik nedeniyle yerleşik hayata tam uyum sağlayamayan Romanlar, ülkemizdeki en dezavantajlı, dolayısıyla pozitif ayrımcılığa en muhtaç insanlardır.


İlle de roman olsun


Kırmızıyı severler
Birbirini överler
Romanlar böyledirler
Çalgısız yaşayamaz ölürler
İlle de roman olsun
İster çamurdan olsun
Oda Allah kuludur
Her kim olursa olsun
Düğün dernek ederler
Etsiz yemek yemezler
Romanlar böyledirler
Çalgısız yaşayamaz ölürler

strong>

Kakava (Umuda Yolculuk)


Kakava günü geldiğinde
Biz çadır milletinde
Ne kir kalır ne de pas
Ne gam kalır ne de yas
Kurban edip nice kuzu
Karşılarız Nevruzu
Derken Bozatlı Hızır gelir
Bizden derdi tasayı alır
Bize de yiyip içmek kalır
Çalıp söylemek kalır
Gülüp oynamak kalır
Bir de umutlarımız kalır
A. Avami

Edirne Romanları ve Müzik

Romanlar olağanüstü bir müzik yeteneğine sahiptirler. Müzik, çoğu Roman için bir yaşama biçimidir. Şairin dediği gibi “Çalgısız yaşayamaz ölürler.” Roman müzisyenlerin en ünlülerinden biri olan ve Deli Selim olarak bilinen Selim Kızılcıklar klarnet virtüözü ve besteci idi:
“Kafam kıyak olduğunda Selimiye önündeki çimenleri bile oynatırım” diyen Deli Selim yörede düğünlerin en aranılan ismiydi. Yıllarca, pek çok kız annesinin oğlan tarafına ilk şartı şu olmuştur: “Düğünde Deli Selim çalacak!”

Roman Kavramları

Hıdrellez: Yaygın ve çeşitli versiyonları olan bir inanca göre Hızır ve İlyas, her yıl 5 Mayıs’ı 6 Mayıs’a bağlayan gece doğaya yeniden can vermek üzere buluşurlar. Dolayısıyla bu tarihte kış biter, yaz başlar. Bu olay değişik yörelerde değişik ad ve şekillerde kutlanır: Hıdrellez, Kakava, Ederlezi, Edirlez, Djurdjevdan hedirles… Edirne ve Kırklareli’de Hıdrelleze Kakava da çok neşeli bir şekilde kutlanır. Baht açma, dilek dileme, ateş yakma ve üzerinden atlama, eski eşyaları yakma, su kenarlarında piknik yapma, kuzu‐oğlak çevirme, müzik, dans ve niyet küpü Kakava’da en sık yapılan şeylerdir. Eski Edirne Kakavalarının davetiyeleri çok ilginçti. Bu şenlikler Kırklareli’nde eskiden Şeytan Deresinde yapılırdı.
Niyet Küpü (Çömleği): Bir küpe kır çiçekleri ve her gençten düğme, yüzük, toka gibi bir küçük eşya, bir başka küpe de mani yazılı kağıt parçaları konur. İki küp bir gül dibine yerleştirilir. 6 Mayıs sabahı küplerden sırayla birer eşya ve birer mani seçilir. Maniler ilgili kişiye karşılı manalı bir şekilde okunur, gülünür, eğlenilir. Bazı yörelerde sadece birinci küp vardır. Manileri tecrübeli bir kişi veya tüm grup okur. Her maniden sonra veya önce küpten bir obje çekilir ve maninin gideceği kişi belirlenir. Bu olaya bazı yörelerde mortufal veya mantıfar da denir ki sözcük muhtemelen martaval sözcüğü ile aynı köktendir. Radyo günlerinde yapılan birinci türkü benim olsun, üçüncü şarkı senin olsun şeklinde şarkı türkü seçmece, bu uygulamanın bir başka versiyonu gibiydi.

Silifke Yöresi

Silifke Yöresi Oyunlarının Fotoğraf Galerisi

İçel ilimizin bir ilçesi olan Silifke, Kaşık Oyunları bölgesi içinde bulunmaktadır. Silifke’nin hemen hemen bütün oyunları kaşıkla oynanmaktadır. Halk oyunları üzerinde, otuz kırk sene önce ilk araştırmalar karşılıklı iki sıra halinde oynanan karşılamalar yoktu. Son zamanlarda karşılıklı iki sıra haline dönüşmüş karşılamalara da rastlanmaktadır. Oyunları çoğu Davul ve Klarnet ve keman eşliğinde sürdürülmektedir. Ritim sazı olarak koltuk davulu, şişe ve fincan kullanıldığına da rastlanmıştır. Kırtıl köyü yöresinde Dört köşe davul kullanıldığı da görülmüştür. Çalgı grubu içinde solist olarak bir kaşıkçı bir de türkücü kullanılmaktadır. Çünkü oyunların çoğu türkülüdür. Silifke oyunlarına geçmişte, ıklığ, bağlama, kaval ve zilli maşanın eşlik ettiği de saptanmıştır. Kaşık oyunlarında, oyuncular ellerindeki kaşıkları aynı zamanda ritim aracı olarak kullanmaktadırlar. Onun için bu oyunlara kaşık oyunları denmektedir. Konya, İçel ve Kırşehir illerimizin bulunduğu yörelerde kaşık oyunları bölgesi denmektedir.

     Bugün Silifke oyunları yurt yüzeyinde en çok bilinen, oynanan ve sevilen oyunlarımız arasında yer almaktadır. Silifke kaşık oyunlarımızdan bazıları şunlardır: Silifke’nin Yoğurdu, Sallama,  Türkmen Kızı, Ger Ali, Keklik, Tek Zeybek, Portakal Zeybeği, Yayla yolları, Zeytin Dalı zeybeği, Yayla yolları.

Silifke Yöresinde Oynadığımız Oyunlar;

Trabzon Yöresi

Trabzon Yöresinde oynadığımız oyunlarımız;

1- Horon Kurma
2- Atlama
3- Ağasar Sallaması
4- Düz Horon
5- Sürmene Sallaması
6- Yenlik
7- Sıksara

Çanakkale Yöresi

ÇANAKKALE YÖRESİ

Çanakkale de bilinen halk oyunlarından bazıları şunlardır; Harmandalı, kaba güvem, Edremit güvendesi, Yandım Ayşe, (Karyolamın Demiri), Kuz köy Zeybeği, Sürmeli, Bayramiç Zeybeği, Karanlık Zeybeği

Düğün ve eğlencelerde oynanan bu oyunların dışında, dini nitelikli bir dans olan Samahlar Türkmen ibadetlerinin gerçekleştirildikleri cemlerin ayrılmaz ve önemli bir bölümünü teşkil etmektedir. Çanakkale yöresinde oynanılan Samahlar Orta ve Doğu Anadolu Samahlarından daha ağır bir tempoda gerçekleşir.

Bu tipten oyunların dışında ile göçler yolu ile gelen diğer toplulukların da (Çerkezler Adıge, Kumuk, Pomak, Boşnak v.b.) Çanakkale oyunlarının yanı sıra kendi oyunlarını da oynadıkları da görülmektedir. Oyunlarda kullanılan müzik aletleri de oynanan oyunlara ve oynanan topluluklara göre değişiklik gösterir. Geleneksel zeybek oyunlarında klarnet, keman, davul, darbuka, kullanılırken, Samahlarda bağlama, Çerkez oyunlarında akordeon ve phacic kullanılır.

Çanakkale Yöresinde Oynadığımız Oyunlar;

Artvin Yöresi

Artvin Yöresi Oyunlarının Fotoğraf Galerisi

Artvin ilimiz halkoyunlarıyla ilgili olarak bir yandan Kuzeydoğu Bölgemizdeki Bar’larla, diğer yandan da Doğu Karadeniz Bölgemizdeki Horon’larla ilişkilidir

     Bunun için Artvin ili sınırları içinde hem Bar’lara hem Horonlara hemde Azeri oyunlarına rastlamak mümkündür. Bunun için yörede, Ata Barı, Hançer Barı gibi Bar oyunlar olduğu gibi Düz Horon, Deli Horon gibi Horon adlı oyunlar ve Baycan, Ondört, Tamara, Şeyh Şamil gibi Azeri danslarıda bulunmaktadır. Çünkü bu ilimizde kültür bakımından, Samsun, Sakarya ve Eskişehir ilimiz gibi etnik oyunlar, hemde müzik ve çalgılar bakımından pek çok çeşitlilik göstermektedir.

Oyunları

     Oyunlara, Davul, Cura, Zurna, Kotluk davulu, Kaval, Tulum, Kartal kanadından yapılmış Balaban, Armonika(Garmon) hatta bazı ilçe ve köylerde Kemençe bile eşlik etmektedir. Bu karma durum giysilerde bile kendini göstermektedir. Erkek giysileri Düz Azeri kıyafetleriyle, Karadeniz Horon bölgesi kıyafetleri karması gibidir. Karadeniz bölge giysilerine daha yakındır.

    Artvin ilimizde oynanan oyunlarımızdan bazılarının adları şunlardır: Horon, Deli Horon, Ata Barı, Artvin Barı, Döne, Sarı Çiçek, Uzun Dere, Koçeri, Ondörtlü, Kız Horonu, Acara, Cilvelioy, Temüraşa, Hançer Barı, Köroğlu Oyunu, Tamzara, Tamara, Hemşin, Coşkun Çoruh, Atom, Orta Batum, Yenge Can, Üç Ayak, Ağır Bar.

Artvin Yöresinde Oynadığımız Oyunlar;

Elazığ Yöresi

Elazığ Yöresi Oyunlarının Fotoğraf Galerisi

Bu yöre tatlı dilli, güler yüzlü ve işlek zekâlı kişilerin ülkesidir. Bu şehri görenler kem göz, kötü söz, gam ve kasavetin çevresinde yeri olmadığını bilirler. Elazığ, güler yüzlüleri sever, gamlıları neşelendirmek ister. Oyunları, düğünlere mahsus olanlar ve Halaylar olarak iki kısma ayrılarak dikkate alınabilirler. Düğün oyunlarını, kadın erkek ayrı ayrı, yahut iki cinsin karmalığıyla oynayabiliyorlar. Başlıcaları:

1. Çayda Çıra:

Tartımlı bir oyundur. Yerli bir çeşittir. Erkek evine gitmesinden bir gece önce gelinin el ve ayağına kına yakılır. Bu merasim kız evinde geçer. Kına yakıldığı sırada bahçelerde ağaç dalları üzerinde, derelerde tabaklar içinde mumlar yakılır. Ayrıca kadın ve erkekler içinde renkli mumlar yanan tabakları ellerine alarak “Çayda Çıra” oyununu yürütürler. Oyun süresince davul zurna çalınarak şu türkü söylenir:

Çayda çıra yanıyor
Canda şevk uyanıyor
Yandı eridi mumlar
Nasıl can dayanıyor
Nanay gelinim nanay
Oyna dön bugün bu ay

2. Güvercin Oyunu:

Dört kişi yürütülür. Kadın erkek birlikte de oynayabiliyor. Bunda da davul zurnayla birlikte şu türküsü söylenir:

Güvercin havadadır
Bir eşi yuvadadır
Bir elim yâr koynunda
Bir elim duadadır
Güvercin vurdum kalkmaz
Kanım tel olmuş akmaz
Köçükten bir yâr sevdim
Şimdi yüzüme bakmaz.

3. Halay:

Elazığlıların ayrıca Üç Ayak, Çabuk Üç Ayak, Ağır Üç Ayak ve Dik Halayları da vardır. Bunları 2-6 kişi oynarlar. Oyuna mendiller bayrak sayılarak tutulur. Dizler kırılır, omuzlar birbirine yapıştırılıp sıra dağlar misali Halay çekilir. Çabuk Üç Ayak’ın tasviri şudur:

Üç ayak, üç ayak üstü tiz gelsin
Mastar’dan Hazar’a toz duman olsun
Omuzlar yükselsin, kollar yükselsin
Göğüs dik, bakış ok, kaş keman olsun

Kıyafet:

Oyuncular ak ayakkabı üzerine mavi şalvar giyer, ak kuşak sararlar. Ak gömlek üstüne ak kuşak bağlar, başlarını mavi puşu (yemeni) ile donatırlar.

Bu bölgede taşradan gelme ve içerden doğma olarak pek çeşitli oyunlar vardır: Üç Ayak, Fatmalı, Delilo, Horum, Tamzara, Çayda Çıra, Halay, Avreş Oyunları, Zeybek, Şeve Kırma vs. Bunlardan Horum adı Horüm de telâffuz olunur. (Horum; güvercin.)

Tamzara’dan başka bir de Arapkir Tamzarası ayrıca Delilo, Çayda Çıra, Kol Oyunu da vardır. İçinde hamur yoğurma ve yün iğirme gibi taklitleri bulunan Leli-Aşo Oyunu, Mısrî Oyunu hatta Karadeniz ve Erzurum oyunları, ayrıca Zeybek oyunu da vardır. Onlar Zeybeğe “Zöbek” diyorlar. “Bizim zöbek başkadır” ifadesinde geçtiği üzere. Şöyle bir oyun faslı olabiliyor: Hori veya Horum, Mısrî, Tamzara, Arapkir Tamzarası, Halay. Sonuncunun üç ayrı kısmı vardır. Elazığ’ın Palu, Karakoçan, Genç dolaylarında Lorke, Govent, Tek Ayak, Maden’de Rumtiki, Lorke, Halay, Beş Parmak, Üç Ayak, Karşılama, Ben Bir Kavak Olaydım gibi oyunlar oynanır.
Oyunlara açık havada hep davul zurna eşlik eder. Çığırtma, dümbelek gibi bir iki çalgı daha var. Bağlama tipli sazlar yalnız köylerde kullanılıyor. Elazığ içinde şimdiki halde hiç ele alınmıyor gibidir. Kemanı, kemençe gibi tutarak çalarlar. İplerle boyundan asılı kanun (ki eski kanun tipi böyleydi) ve bir de tef. Bu üçü şimdi “çalgı takımı” dedikleridir.

Eski Elazığ âdetlerinden bir de Deve Oyunu gibi temsili oyunlar vardır. İki kişi bir örtü altında deve şekli yaparlar. Bir deveci, bir de fatisi olur. Oyuna davul zurna refakat eder.
Deve oyunu gibi temsili başka bir oyun da şudur. Bir erkeğin başına yazma sarılarak kadın kılığına sokulur ve bir masada oturtulur. Bir erkek gelip kadına sataşır, ona türlü sırnaşıklıkta bulunur. Bıçak çeker, kadını tabancayla tehdit eder, para etmez. Nihayet “Seni alacağım” der. O zaman kadın razı olur. Kalkar ve oynarlar. Bazen Sarı Zeybek çalınır ve erkek yalnız başına bıçakla oynar. Bazen de erkek kadını parayla kandırır. O zaman kadın oturduğu yerde diz çökerek havanın temposuna uymak suretiyle erkeğe iştirak eder. Kimi de kadın rolünü oynayan erkekle öbürü ayağa kalkıp birlikte oynarlar.

Elazığ Yöresinde Oynadığımız Oyunlar;

Bulgar Dansları

PROJE BİLGİLERİ

Avrupa Birliği Sınır Ötesi İşbirliği Ortak Küçük Projeler Fonu kapsamında hibe almış olan " Sınırın Çevresinde Türk ve Bulgar Dansları " adlı projemiz 11 ay sürelidir ve bu projemiz Avrupa Birliği Sınır Ötesi İşbirliği Ortak Küçük Projeler Fonu kapsamında uyguladığımız 2. Projesidir.

Projemizin 27 Kasım 2008 tarihinde imzalanması ve 1 Aralık itibari ile uygulanmaya başlamasının ardından proje kapsamında çalışacak olan kişiler 21 Aralık 2008 tarihinde Anadolu Folklor Vakfı Edirne Grup Başkanlığında bir araya gelmiştir. Bu toplantıda proje, katılımcılara anlatılmış ve kişilerin görev tanımları yapılarak projede görev alacak kişilerin birbirleri ile tanışması gerçekleşmiştir.

Bunun ardından. Proje kapsamında görevli olan 2 Bulgar Uzman (Polina Zlatarska ve Nikolay NİKOV) şubat ayı içinde Bulgaristan’ın Yambol ili çevresinde araştırmalarda bulunarak Tranya yöresine özgü özellikler içeren 5 adet dans belirlemişlerdir. Aynı şekilde Proje Türk uzmanları Zeki DAĞ ve Mehmet GRAMMEŞİN, Mart ayı içinde Edirne ilinde çalışmalarda bulunarak Trakya yöresi özellikleri taşıyan 5 adet dans belirlemişlerdir. Bu danslar belirlenirken, bölgelerinde ki insan hayatını anlatan ve sahneye adapte edilebilecek danslar seçilmiştir. Bu dansların belirlenmesi ve bir rapor haline proje liderine sunulmasının ardından, Türk ve Bulgar dans eğitmenleri Mayıs ayı içinde Yambol ilinde bir araya gelmişler ve karşılıklı olarak seçilen dansları birbirlerine öğretmişlerdir. Bu eğitimin sonucunda Edirne ilinde Vakfımız ve projeye dansçı desteğinde bulunan Edirne Rumeli Halkoyunları Derneği üyelerinden oluşan 70 kişi, Bulgaristan’ın Yambol ilinden 63 kişi kurslarımıza katılmış ve Edirne’de seçilen kursiyerler Bulgar Dansları, Yambol ilinde seçilen kursiyerler ise Edirne yöresi dansları öğrenmişlerdir. Eğitimlerimiz 06 Temmuz 2009 tarihinde başlamış ve 06 Eylül 2009 tarihine kadar devam etmiştir. Bu eğitimler sonucunda öğrencilerin arasından seçilecek olan 32 şer kişilik gurupların katılımı ile ilk olarak Yambol ilinde 23 Eylül 2009 tarihinde, Edirne ilinde de 3 Ekimi 2009 tarihinde gösteriler düzenlenecektir. Bu gösterilerde canlı müzik eşliğinde Bulgar dansçılar Türk danslarını Türk müzisyenler eşliğinde, Türk dansçılarda Bulgar danslarını Bulgar müzisyenler eşliğinde sahneye koyacaklardır.

Konser programı tamamlandıktan sonra projede görev alan proje sahibi AFV Edirne Grup Başkanlığı ve ortağımız Saglasie’nin projedeki rolleri, projenin uygulaması ve proje kapsamında elde edilen sonuçların anlatılması için 1000 kopya Türkçe - İngilizce ve Bulgarca broşür hazırlanacak ve dağıtılmıştır.
Ayrıca içinde Yambol ve Edirne illerinde organize edilen gösteri programlarının görüntülerinin bulunacağı 1000 adet DVD hazırlanmış ve hazırlanan broşür ve DVD’ler okullara, Toplum Merkezlerine, Kültür Organizasyonlarına, yerel İdarelere, Profesyonel Kutlama Organizatörlerine ve bölgedeki Folklor kurumlarına dağıtılmıştır.

Projemizin ana amacı toplam 10 koreograf ve 120 çocuk ve gence Sınırın her iki tarafında tipik Trakya bölgesi danslarını öğretmek ve başarılı bir Sınır Ötesi Kültür değişimi ve bilgi transferi sağlamaktır.

Bulgar danslarından Oynadığımız Oyunlar